12 Aralık 2012 Çarşamba

''Düşüncesini açıklayamadıktan sonra, insanlar arasında hiçbir özgürlükten söz edilemez.''

Voltaire

11 Aralık 2012 Salı

Bilmeliydik; Sevgi gerçekse acı vermez, acı veren sevgi değil yanıt alınamayan beklentilerdir.Sevgi farklı hayallere,düşlere ,düşüncelere rağmen sevebilmektir.

‘’Sevgi yaşamın evrensel rengidir.’’Kainattaki en güzel duygudur o , pek çok güzelliği de beraberinde getirir;Sevgi varsa saygı ve hoşgörü vardır.

Sevgi varsa özveri ve huzur vardır.Sevgi varsa inanmak ve güven vardır.Çünkü ‘’O’’gönülleri

n terbiye edicisidir. Çünkü ‘’O’’ iyiliğin kaynağı ve yaşamın kendisidir.

Hatasıyla, kusuruyla sevmeli insan sevgilisini, arkadaşını,dostunu… Düşüncelerini küçümsemeden , düşlerine, hayallerine gölge düşürmeden,farklılıklarına rağmen. Menfaatsiz… Ötekileştirmeden…

Uzaklarda olsa da sevdiği,bir an bile durmamalı onu severken .Gözleri dokunamasa da gözlerine, görebilmeli onun yüreğindeki güzellikleri.

Ellerini tutamasa da, her an onun avuçlarındaymış gibi hissedebilmeli. Aynı şehirde gurbeti yaşayıp onun varlığını da , nefesini de hissedebilmeli.

Sevgisini, yaşamının son günüymüş gibi yaşamalı insan.İçinden geldiği gibi, kaygısız, korkusuz ve hesapsız.Sevdiğini her şeyiyle sevmeli ve gerekirse de hiçbir şeyiyle.

Severken gerektiğinde vazgeçebilmeli kendinden,vazgeçmeden sevgisinden.

Mevlana’nın dediği gibi;
‘’Sen SENSİZ gel, Ben BENSİZ geleyim’’ diyebilmeli.
İnsan mutluluğu ender rastlanan bir olgudur. Mutlu çağlar değil, yalnızca mutlu anlar vardır.
                                                               John Berger,Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü
Bir defa gözlerime baksan,gözlerimiz karşılaşsa bir defa,bir defa gözlerimin içindeki macerayıtüylerin ürpermeden seyredebilsen.Anlayacaksın. Hem beni hem kendini. Bütün macerayı toptan kucaklayarak bana bütün ülkeni açaaksın.Sen benim kim biir kaç asır hep başkaları tarafından kuşatılmış ve nihayet zorla düşürülmüş kale'm değil misin?
                                                       Nazan Bekiroğlu,Masallar
Baş kaldırmak için, bir şeyi benimsemek, ciddiye almak, ona bağlanmak, o bağlılığın yükünü duymak gerekmez mi?
                       Bilge Karasu,Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı
İnsan yalnızca yüreğiyle yaşamaz.Tepki, eylem değildir.
                                              Ursula Le Guin,Kadınlar,Rüyalar,Ejderhalar

Boşluğun yaraladığı hafızamız, anımsamayı da unutmayı da bilmiyor.
                                               Ayşegül Devecioğlu,Kış Uykusu

3 Aralık 2012 Pazartesi

                             Bir kez kaçar uçurtman, sonra gökyüzüne küser insan... Hermann Hesse
İşte Ney'in hikayesi... 

Peygamber Efendimiz(s.a.v.) edindiği bir sırdan dolayı içi içini yerken,derin bir düşünce halindeyken,Hz.Ali(r.a) yanına geldi Efendimizin düşünceli halini merak edip sordu: 
Ya Resulullah anam babam sana feda olsun,sizi böyle düşündüren,kederlendiren nedir? 
Efendimiz O'na: 
Ya Ali bu sırra dayanamazsın dedi. 
Hz.Ali(r.a.) ALLAHU TEALA'nın arslanı ALİ,hemen büyük bir cesaretle:"Efendim anam babam size feda olsun ne olur söyleyin" dedi.
Efendimiz "Peki ya Ali" dedikten sonra açıklayınca sırrı Hz.Ali(r.a)'yi daha o dakika yüreğinde büyük bir sızı karşıladı ve "Efendim ben biraz dışarı çıksam müsade eder misiniz?" diye sordu ve çıktı...
Hz.Ali(r.a) artık kendinde değildi,ne olduğunu anlayamadı kendine,dünya üzerinde en çok huzur bulduğu mekandan uzaklaşıyor ve Mekke dışında çölde kurumuş bir su kuyusuna kadar koşa koşa gidiyordu.İçi feci şekilde yanıyor bu sırrı taşıyamıyacam diye kendi kendine kahrediyordu fakat yapamıyacaktı bağırmak geliyordu içinden ve kuyuya eğilerek bağırdı:HUUUUUUUU!!!...
Hazret rahatlamıştı ve tekrar huzur yuvasına doğru koşmaya başladı fakat o kurumuş su kuyusunu sıkıntı kapladı,sır onuda yaktı kavurdu,kuyu bile rahat edemedi ve içinden su fışkırmaya başladı.Su öyle bir çıkıyordu ki durmuyordu su ve öyle boşalmıştı ki taştı kuyu kendini aştı suyun boyu...
Derken orayı bir sazlık kapladı,cennet mekanlarından küçük bir parsel halini aldı adeta...
Bir gün o güzel mekana koyunlarıyla birlikte susuzluktan yanan bir çoban geldi.Susuzluğunu giderirken rüzgarın etkisiyle ses çıkaran kamışlar dikkatini çekti.İçlerinden bir tanesini aldı ve kopardı.
Evine vardığında bir kenara koydu ve altı veya yedi ay hiç ellemedi sonra önce içini dağladı.Daha sonra üstüne yedi delik açtıktan sonra bir üfledi ki çıkan ses Hz.Ali(r.a.)'nin sıkıntısı,feryadı,haykırışı,rahatlayışı,açılışı olan HUUUU!!!... sesiydi.
O an bülbüllere gam düştü gamlarından ötmeye başladılar güllere.
Güllerin Efendisi Hz.MUHAMMED MUSTAFA(s.a.v)'in derdine artık herkes vakıftı kısmen ve dertleniyordu kahinat bi ahuzar eden o sesle:
HUUU!!!...
Senden Vazgeçtim
Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını; kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
Her sabah benimle uyanmak istemediğini anladığımda, ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
Sadece kendi mutluluğun ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun için vazgeçtim.
Bencil olduğun için vazgeçtim.
Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan hatta ''hiç başlamadan'' vazgeçtiğini anladım.
Bu yüzden ben de senden vazgeçtim.
Ben çok emek verdim ama sen kıymet bilmedin.
Belki de senden sonra hayata yeniden başlamak için, belki de hayatta senden daha anlayışlı, beni sevebilecek insanı gördüğüm için vazgeçtim.
Belki de senden vazgeçince gözlerimdeki hatta kalbimdeki perdeyi aralayıp etrafı seyredebildiğimden dolayı senden vazgeçtim.

Umudun Yalnızlığı
Yorgun düşen beden,
Yorgun düşen umutlar.
Kişinin bedenindeki yalnızlığın yok olabileceği ama umutlarındaki yalnızlığın, hayallerindeki yalnızlığın yok olamayacağı; yok olmak istese de bir noktada her an ve her daim mahkum olduğunu bilerek yaşamak ve en azından yaşamaya çabalamak.
..................................
Umudun bittiği yer var mı?
Bittiği anda insan yaşamı da,
Yaşama karşı verdiği amansız yarışı da kaybeder mi?
Yalnızlık,
Ne kadar kalabalık ortamlarda olursak olalım, yalnızlığımız hep yanı başımızdadır.
Umutlardaki yalnızlık ise boş ve yaşanmaya değer <3
Hayatın zevk verici unsurlarından uzak bir yaşamı kabullenmek.
Buna boyun eğmeyi kim ister ki?
(Ben isterim işte hem de çok ...)
Zorunluluk ve karmaşaların arasında, yoklık ve boşluklarda,umutların tükendiği noktada yok olmayı istemek.
Bir destek, tutunacak bir dal istemek!
İstemek yetmiyor ki..!
Bunun için mücadeleyi bırakmamak; hayata, insanlara, yaşanacak günlere hüzünlü de olsa tutunmak gerekiyor.
...
Beni böyle dillendiren
Beni böyle yazmaya sevkeden
Bana böyle resimler çizdiren
Sendeki neye vuruldum ki ben?
Sen nereden çıktın?
Nasıl girdin hayatıma?
Sorulara cevap bulmadan neyine güvenip bana hesap sorarsın Ey Sevgili?
Sen uzakken ruhum rahat; fikrim, beynim rahat. Kalbim özlem içinde.
Ama sen yakınken kalbim rahat; ruhum, bedenim, fikrim ikilem,karamsarlık,korku içinde...
Ey Sevgili Sen Neyin Nesisin Böyle?

...

Herşeye rağmen ben seni çok sevmişim be Sevgili...
Ve bu sevgimi sen de sonuna kadar haketmişsin.
Her yaşadığıma şükürler olsun.
Yaramdan da hoşum yarimden de.//Bhr/